| ||
| Savaş'ın Spor Gündemi |
| ||
F1 sezonu da bitti. Tahmin edildiği
gibi Fernando Alonso şampiyonluğunu bitime 2 yarış kala ilan etti, ve
gelmiş geçmiş en genç F1 şampiyonu oldu. Bir Renault Twingo sahibi
olarak kendilerini kutlarım ![]() Alonso son yarışında üçüncü oldu. Ama zaten son 10 yarıştır falan ya üçüncü ya da Montoya'nın bir şekilde hatası sonunda ikinci oluyor. Ama ilk yarışlarda öyle avantaj elde etmişti ki bu onu şampiyon yapmaya yetti. Bu da elbette eleştirilere sebep oldu. Yani birinin hiç heyecan yaratmadan durumu idare etmesi haklı olarak tepki yarattı; hele o kişinin menejeri Flavio Briatore ise... Kimi Raikkonen ve McLaren ise daha iyi olmalarına rağmen haksızlığa uğrayan mazlumu oynamış oldular. Aslında bu biraz da Hakkinen-Schumacher çekişmesinden beri uzun süredir unuttuğumuz drama unsurunu ortaya çıkardı. Biz öfkelensek de Bernie amca ellerini ovuşturuyordur. Bence buna puan sistemi ve yeni dayanıklılık kuralları sebep oldu. Şimdi sezonu hatırlarsak, Alonso ilk yarışlarda haklı olarak ardarda birincilikler aldı. Ama arabasını sonradan rekabetçi hale getirebilen McLaren ister istemez aradaki farkı kapatabilmek için riskler almak zorunda kaldı. Bu da ardarda hataları ve mekanik arızaları beraberinde getirince fark da iyice açıldı. Sonrasında McLaren galibiyetleri ardı ardına geldi. Ama puan sistemi eski 10-6-4-3-2-1 yerine 10-8-6-5-4-3-2-1 diye gittiğinden farkı kapatmak bir türlü mümkün olamadı. Bu sorun Nascar'da da vardı. Hatta orada daha feciydi. Çünkü orada puan sistemi 180-175-170 diye başlayıp 34'e kadar gidiyordu. Yani birinci olan 180, kırküçüncü ve sonuncu olan ise 34 puan alıyordu. Hatta işin komik tarafı en fazla turda liderlik edene ekstra 5 puan verildiğinden eğer ikinci en fazla turda liderlik etmişse birinciyle aynı puanı alıyordu! Böylece bazı istisnalar dışında her sezon şu şekilde geçiyordu: Sürücünün birisi ilk 5-10 yarışta bir şekilde farkı açıyor, ondan sonra da yatıyordu. Üstelik yatma işlemi için öyle F1'deki üçüncü ya da dördüncü olmak gerekmiyordu; ilk ona girmek yeterliydi. Böylece 36 yarışlık sezonun son 20 yarışı falan puan mücadelesi bakımından heyecansız geçiyordu. Nascar yarışlarının sponsorluğunun Winston'dan Nextel'e geçtiği geçen sene Chase, yani Kovalamaca diye Türkçeleştirebileceğimiz birşey geldi. Buna göre sezonun bitimine 10 yarış kala ilk 10 sıradakiler kovalamacaya seçiliyor ve puanları 4000'den sıralamaya göre 5'er puan eksik olarak başlatılıyor. Bu ilk 10'a giremeyenler için hüzün yaratsa da, sonuçta sezonun son yarışlarında heyecanı arttırmak amaçtı. Geçen sezon fena geçmedi mesela. Bu sezon da 2 yarıştır kovalamaca safhasındayız. Durum şöyle: No. Driver Pts. Behind Bunlardan Rusty Wallace ve Mark Martin yaşları 50'ye yaklaşan tecrübelilerden. Rusty Wallace 1988'de şampiyon olmuş; Mark Martin de 90'ların toplam en fazla puan toplayan adamı olmasına rağmen hiç şampiyonluğu yok. Ve ilginci bu ikisi de bu senenin son sezonları olduğunu beyan etmişlerdi. Bakalım ne olacak. Şu ana kadar kovalamacaya dair yarışlardan ilkinde ilk 4 sırayı, ve ilk 10 sıradan 7'sini, ikinci yarışta ise ilk sırayı ve ilk 10 sıradan 6'sını kovalamacılar aldı. Buradan da kovalamaya dahil adamların puanla olduğu kadar yarışlarda da takır takır mücadele ettikleri görülüyor. Ama hala 43 arabanın yarıştığı düşünülürse bir mekanik arıza veya kazanın çok kötü sonuçları olabilir. Örneğin yukarıdaki puanlamaya bakarsanız ilk 6'dan sonrakilerde puan farkı artıyor. Çünkü 6ncıdan sonraki sürücülerin başına belli ki birşeyler gelmiş. Bundan da mücadelenin mükemmellik gerektirdiği anlaşılabilir. Yani hem birinciliğe yakın olacaksınız, hem de başınıza aksilik gelmeyecek. Şimdi böyle bir sistem F1'e getirilebilir mi? Öncelikle F1'de 36 değil, 19 yarış var. O yüzden son 10 yarış falan demek zor. Son X yarış da deseniz, bu sefer de Çin, Japonya, Brezilya gibi sıcak ve güney yarımküre ülkeleri gereğinden fazla önem kazanmış olur. Nascar'da ise çoğu pistte bir sezonda 2 yarış yapılıyor, hem de hepsinin yeri ABD. Bence F1'de çözüm eski 10-6-4-3-2-1 puanlama sistemine geri dönülmesi ve dayanıklılık kurallarının biraz hafifletilmesi, en azından yarışlar arası taşınmaması ile olabilir. Schumacher-Hakkinen arasındaki mücadeleri hatırlarsak aynı "kovalamaca" gibi etkiliydi. Yani hem birinci olmalıydınız hem de başınıza aksilik gelmemeliydi. Dayanıklılığı sadece bir yarış haftasonuyla sınırlarsak bu bir pilot için gelecek yarışı düşünmeden son turlarda deli gibi bastırmak anlamına gelir. Böylece Schumacher'in son turlarda korkutucu bir şekilde Hakkinen'e yaklaşması tadını tekrar alabiliriz diye düşünüyorum. | ||
| Yorum Yaz |
| Kayıt : Toplam: |
| Son Sayfa | Sonraki Sayfa |